İçeriğe geç
Erzurum Vatan

Gündelik meraklara sade, renkli cevaplar

İlişkiler

Yaşlanan ebeveynle ilişki: rol değişiminin zor tarafı

Anne baba desteğe ihtiyaç duymaya başladığında ilişki yeniden kurulur. Kontrolü zorlamadan yardım etmenin ve yükü paylaşmanın yolları.

Barış Yalçın 4 dk

Ebeveynle ilişki, hayatın hiçbir döneminde tamamen sabit kalmaz. Ama en belirgin ve en zor dönüşüm, anne babanın yaşlanmaya başladığı yıllarda yaşanır. Bir zamanlar size yön veren, karar alan, sizi koruyan kişiler yavaş yavaş desteğe ihtiyaç duyar hâle gelir. Bu geçiş genellikle tek bir olayla değil, küçük işaretlerle fark edilir: unutulan bir randevu, zorlaşan bir merdiven, eskisi kadar rahat sürülemeyen bir araba.

Bu dönemin en yorucu tarafı, duyguların birbirine karışmasıdır. Şefkat, endişe, sabırsızlık, suçluluk ve zaman zaman öfke aynı gün içinde birlikte yaşanabilir. Bunların hepsi normaldir ve hiçbiri sizi kötü bir evlat yapmaz.

Rol değişiminin tuzağı

Yetişkin çocuklar bu dönemde sık sık ebeveynlik rolüne geçer. Kararları onların yerine almak, ne yapacaklarını söylemek, itiraz ettiklerinde ısrar etmek. Niyet iyidir, ama sonuç genellikle direniştir. Çünkü yaşlanan kişi için en zor kayıp bedensel değil, kontrol kaybıdır.

Bu yüzden ilk kural, olabildiğince uzun süre kararı onlarda bırakmaktır. Güvenlik açısından gerçekten kritik olmayan her konuda seçim hakkı tanımak, hem saygıyı korur hem de kritik konularda söz geçirme ihtimalinizi artırır. Her şeye karışan bir çocuğun sesi, gerçekten önemli bir konuda da duyulmaz hâle gelir.

Konuşmayı erken başlatmak

Zor konuları kriz anında konuşmak, en kötü zamanlamadır. Sağlık, para, yaşam düzeni ve gelecek planları hakkında konuşmak için hiçbir zaman iyi bir an gelmez; ama sakin bir dönemde konuşmak, hastane koridorunda konuşmaktan çok daha kolaydır.

Bu konuşmaları başlatmanın en yumuşak yolu, karar dayatmadan merak göstermektir. "Ev işleri sana zor gelmeye başladı mı", "ileride nasıl bir düzen sana iyi gelir" gibi sorular, kapıyı zorlamadan açar. Cevap hemen gelmeyebilir; konunun bir kez masaya konmuş olması bile ilerideki konuşmaları kolaylaştırır.

Eski hesaplarla bugünü ayırmak

Çoğu insanın ebeveyniyle çözülmemiş bir geçmişi vardır. Yaşlılık dönemi, bu geçmişin yeniden yüzeye çıkmasına yol açar. Bakım verirken eski kırgınlıklar canlanır ve kişi hem yardım eder hem içten içe öfkelenir.

Burada gerçekçi olmak gerekir. Bazı konuşmalar artık yapılamayabilir; karşınızdaki kişinin o konuları ele alacak enerjisi ya da hafızası olmayabilir. Kapanış beklemek, bazen sonsuz bir bekleyişe dönüşür. Bu durumda kapanışı ilişkinin içinde değil, kendi içinizde aramak daha sağlıklıdır. Beklentiyi düşürmek, sevgiyi azaltmak değildir; hayal kırıklığını azaltmaktır.

Yükü paylaşmak

Kardeşler arasında bakım yükü nadiren eşit dağılır. Genellikle bir kişi ağırlığı taşır ve zamanla içerlemeye başlar. Bu içerleme çoğu zaman konuşulmaz, çünkü söylendiğinde bencillik gibi görünmesinden korkulur.

Oysa yükün açıkça konuşulması hem bakım verenin sağlığı hem de kardeş ilişkileri için gereklidir. Herkesin aynı türde katkı sunması gerekmez; biri zaman verir, biri para, biri organizasyon. Önemli olan katkının görünür ve konuşulmuş olmasıdır. Uzaktaki kardeşe somut görevler vermek, "elimden bir şey gelmiyor" cümlesini çoğu zaman ortadan kaldırır.

Kendi sınırını korumak

Bakım veren kişinin tükenmesi, uzun vadede bakım alanı da etkiler. Bu yüzden kendi ihtiyaçlarını gözetmek, fedakârlığın karşıtı değil şartıdır. Uyku, kendi sağlık kontrolleri, ara sıra izin almak ve dışarıdan destek istemek lüks değildir.

Suçluluk duygusu bu noktada en büyük engeldir. "Daha fazlasını yapabilirdim" düşüncesi neredeyse herkeste vardır ve çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. Yapabileceğinizin sınırı vardır ve o sınırı kabul etmek, ilişkiyi kalan zamanda daha az gergin kılar.

Son olarak, bu dönemin sadece yükten ibaret olmadığını hatırlamakta fayda var. Ebeveyninizin gençliğini, kararlarını, korkularını dinleyebileceğiniz son dönem çoğu zaman budur. Yapılacak işlerin arasında kalan boşluklarda sorulan basit sorular, sonradan en çok değer verilen anılara dönüşür.

Bu dönemde sıkça yaşanan bir zorluk da ebeveynin yardım teklifini reddetmesidir. Yardım istememek çoğu zaman inatçılık değil, yük olmama kaygısıdır. Bu kaygıyı doğrudan adlandırmak işe yarar: kendisine yük olmadığını, aksine bu düzenin sizin de içinizi rahatlattığını söylemek, teklifin kabul edilme ihtimalini artırır. Yardımı görev gibi değil, birlikte yapılan bir şey gibi sunmak da direnci azaltır.

Bir başka pratik konu, bilgilerin tek bir yerde toplanmasıdır. Kullanılan ilaçlar, doktor isimleri, kontrol tarihleri, sigorta ve resmi belgelerin nerede olduğu gibi bilgiler acil bir durumda hızla gerekir. Bunları sakin bir dönemde birlikte yazmak, hem pratik bir hazırlıktır hem de konuyu doğal bir biçimde konuşma fırsatı yaratır.

Son olarak, ebeveynin sosyal hayatını korumak bakımın gözden kaçan bir parçasıdır. Yalnızlık, yaşlılıkta sağlık üzerinde doğrudan etkili bir etkendir. Eski arkadaşlarıyla görüşmesini kolaylaştırmak, bir derneğe ya da düzenli bir etkinliğe katılmasına destek olmak, sadece iyi vakit geçirmesini değil daha uzun süre bağımsız kalmasını da sağlar.