Tartışmayı Büyümeden Durdurmak: Onarım Girişimleri
İlişkinin niteliğini tartışmanın olup olmaması değil, büyümeye başladığında ne yapıldığı belirler. Onarım girişimleri, zamanlama ve ara vermenin doğru kullanımı.
Nergis Aydın 4 dk
Yakın ilişkilerde tartışmanın hiç yaşanmaması gerçekçi bir hedef değildir. Aynı evi, aynı bütçeyi ya da aynı hayatı paylaşan iki kişinin her konuda anlaşması beklenemez. İlişkinin niteliğini belirleyen şey, tartışmanın olup olmaması değil, tartışma büyümeye başladığında ne yapıldığıdır. İşte tam bu noktada devreye giren küçük hamlelere onarım girişimi denir: gerginliği durdurmak, tonu düşürmek ve konuşmayı kurtarmak için atılan adımlar.
Onarım girişimi nedir
Onarım girişimi, tartışmanın ortasında birinin fren pedalına basmasıdır. Bir espri, bir dokunuş, "dur, biraz sertleştim" cümlesi, çay teklif etmek ya da sadece sesin yumuşaması bu kapsama girer. Çoğu insan bunları farkında olmadan zaten yapar. Belirleyici olan, girişimin yapılıp yapılmaması kadar karşı tarafın onu görüp görmediğidir. Fark edilen ve karşılık bulan bir onarım girişimi, tartışmanın seyrini birkaç saniye içinde değiştirebilir.
Tartışma neden büyür
Tartışmalar genellikle konudan değil, gidişattan büyür. Konuşma bir noktadan sonra çözüm aramaktan çıkıp haklı çıkma yarışına döner. Cümleler "şu olay" yerine "sen hep" biçimini alır; geçmişteki başka olaylar sahneye taşınır; ses tonu yükselir. Bu aşamada kişiler artık birbirini dinlemez, cevabını hazırlar. Konu çözülse bile taraflarda kalan şey konuşulan mesele değil, konuşulma biçimi olur. Onarım girişimi bu noktadan önce devreye girdiğinde en çok işe yarar.
İlk üç dakikanın önemi
Bir tartışmanın nasıl biteceği çoğu zaman nasıl başladığıyla yakından ilgilidir. Sert bir giriş, savunmayı hemen devreye sokar. "Yine yapmamışsın" cümlesiyle başlayan bir konuşmayla, "şunu konuşmak istiyorum, benim için önemli" diye başlayan konuşma aynı yere gitmez. Aynı şekilde konuyu yorgunken, aç karnına ya da kapıdan yeni girmişken açmak da başarısızlık ihtimalini artırır. Zamanlamayı seçmek, tartışmanın içeriğine yapılan bir müdahale değil, ona alan açmaktır.
Ara vermek kaçmak değildir
Gerginlik belli bir düzeyi aştığında beden alarm durumuna geçer: kalp hızlanır, dikkat daralır, kişi yeni bilgi almakta zorlanır. Bu halde yapılan konuşma neredeyse hiçbir zaman iyi bitmez. Böyle anlarda ara vermek en işlevli çözümdür; ancak ara, konuyu kapatmak anlamına gelmemelidir. "Şu an iyi konuşamıyorum, yarım saat sonra devam edelim" demek, hem karşı tarafı terk edilmiş hissettirmez hem de konuşmanın devam edeceğini garanti eder. Aranın süresi ve dönüş sözü, o aranın kaçış sayılmamasını sağlar.
Onarımı kolaylaştıran cümleler
- "Haklı olduğun bir yan var, onu duydum."
- "Sanırım yanlış anladım, baştan anlatır mısın?"
- "Bu şekilde konuşmak ikimize de iyi gelmiyor."
- "Kazanmaya çalışmıyorum, seni anlamaya çalışıyorum."
- "Şu an sinirliyim ama seninle bu konuyu çözmek istiyorum."
Bu cümlelerin ortak yanı, konuyu değil ilişkiyi öne almalarıdır. Karşı tarafa iletilen mesaj şudur: aramızdaki bağ, bu tartışmadan daha önemli.
Karşı tarafın girişimini görmek
Onarımın yarısı, uzatılan eli tutmakla ilgilidir. Tartışmanın ortasında yapılan bir şaka ya da yumuşayan bir ton, kimi zaman "konuyu geçiştiriyor" diye okunur ve reddedilir. Oysa çoğu durumda bu, gerilimi düşürme çabasıdır. Girişimi kabul etmek konudan vazgeçmek değildir; konuyu daha sakin bir zeminde sürdürmeyi seçmektir. Uzun ilişkilerde tarafların birbirinin onarım biçimini tanıması, tartışmaların hem kısalmasını hem de daha az iz bırakmasını sağlar.
Tartışmadan sonra ne yapmalı
Konuşma bittiğinde ilişki tam olarak onarılmış olmayabilir. Sakinleştikten sonra kısa bir dönüş yapmak faydalıdır: ne konuşulduğu değil, nasıl konuşulduğu üzerine. Hangi cümle işleri büyüttü, kim ne zaman geri çekildi, bir dahakine ne farklı yapılabilir. Bu değerlendirme suçlama listesine dönüşmediği sürece, aynı tartışmanın tekrarını belirgin biçimde azaltır. Ayrıca özür gerekiyorsa gecikmeden söylemek, açıklamayla birleştirilmemiş sade bir özür olarak en güçlü halini alır.
Onarım bir beceridir
Kimse tartışmayı iyi yönetme becerisiyle doğmaz; bu beceri denenerek gelişir. İlk zamanlar araya girmek yapay gelebilir, cümleler ezberden çıkmış gibi durabilir. Fakat tekrarlandıkça hem yapan hem karşı taraf için doğal bir alışkanlığa dönüşür. Uzun soluklu ilişkilerde hiç tartışmayan çiftler değil, tartışmayı zamanında durdurabilen çiftler daha huzurlu olur. Anlaşmazlık kaçınılmazdır; ondan çıkış yolunu bilmek ise öğrenilebilir bir şeydir.
Tekrarlayan tartışmaların ayrı bir yeri var
Her anlaşmazlık çözülebilir değildir. Düzen anlayışı, para harcama biçimi, misafir alışkanlıkları ya da zaman kullanımı gibi konularda farklar çoğu zaman kişiliğe bağlıdır ve tamamen ortadan kalkmaz. Bu tür konularda hedef, karşı tarafı dönüştürmek yerine tartışmayı yaşanabilir bir düzeye çekmektir. Farkın nereden geldiğini konuşmak, üzerinde anlaşılabilecek küçük bir kural belirlemek ve konuyu her gerginlikte yeniden açmamak, aynı meseleyi yıllarca yıpratıcı olmaktan çıkarır.